19 Ocak 2011 Çarşamba

HAYASAD'DAN AA'YA TEŞEKKÜR BELGESİ


ANKARA - Hasta ve Hasta Yakını Haklarını Savunma Derneği, AA'nın halkın bilgilendirilmesinde gösterdiği haber anlayışı ve destekten ötürü, AA Genel Müdürü Hilmi Bengi'ye ''teşekkür belgesi'' takdim etti.

Hasta ve Hasta Yakını Haklarını Savunma Derneği (HAYASAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tandoğan, Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Hilmi Bengi'yi makamında ziyaret etti. Tandoğan, derneklerinin hasta hakları konusunda toplumda farkındalığı artırmayı amaçladığını, bu doğrultuda çeşitli faaliyetler yürüttüklerini söyledi.
Halkın, sağlık hakkı konusunda bilgilendirilmesinde basın yayın organlarına büyük görev düştüğünü belirten Tandoğan, ''Anadolu Ajansı, doğru, tarafsız haber anlayışı ile sağlık alanında da çok önemli haberlere imza atmaktadır. Vatandaşların, hasta haklarını öğrenmeleri, bilinci hasta profili sergilemelerinde kurumunuzun payı büyüktür'' dedi.
Tandoğan, Anadolu Ajansı'nın haberde ''doğru ve güvenilir adres'' olduğunu vurgulayarak, ''Halkımızın bilgilendirilmesine gösterdiğiniz haber anlayışı ve desteğinizden ötürü teşekkür ediyoruz'' diyerek, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bengi'ye ''teşekkür belgesi'' sundu.

HAYASAD'IN ÇALIŞMALARINI TAKDİR EDİYORUZ

AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Hilmi Bengi de HAYASAD'ı çalışmalarından ötürü tebrik ederek, çalışmalarının  devamı diledi.
Sağlık konusunun her zaman hükümetlerin politikalarında yer aldığını ifade eden Bengi, özellikle Türkiye'de uygulamaya giren ''Aile Hekimliği''nin önemine değindi. Bengi, Aile Hekimliği'nin koruyucu hekimlik çerçevesinde yeni bir ufuk kazandıracağını belirterek, hastalıklara karşı koruyucu tedbirlerin alınmasının, sağlığın korunmasında çok önemli olduğunu söyledi
Tüm haberlerde olduğu gibi sağlık haberlerinde de etik kurallarının korunmasının gerekliliğine işaret eden Bengi, Anadolu Ajansı'nın kamuoyunu doğru bilgilendiren haberler verdiğini ifade etti.
Bengi, HAYASAD'ın da hasta hakları konusunda toplumun bilinç kazandırılmasında önemli bir rol üstlendiğini ifade ederek, ''Biz de HAYASAD'ın çalışmalarını takdir ediyoruz'' dedi.
Bengi, Tandoğan başkanlığındaki heyete, Anadolu Ajansı'nın 90. yılı dolayısıyla yaptırılan porselen bir bardak ve ''AA'' logolu 90. Yıl parası hediye etti.





Kaynak: AA 14 Ekim 2010 Perşembe

13 Ocak 2011 Perşembe

Eski Blogdan Gelenler serisi -2- "YARATICI ÖZGEÇMİŞ"

İş ararken, işverenlerin her gün gördüğü klasik özgeçmişlerden kaçının. Aşırıya kaçmadan, biraz fark yaratmaya çalışın. İşverenler, özgeçmişleri okurken düşünmezler. Sadece istedikleri mevcut mu diye bakarlar. Bu yüzden genele yönelik bir özgeçmiş yerine, o işe özel düzenleyeceğiniz bir özgeçmiş kullanın.

Özgeçmişinize yeni çekilmiş bir fotoğrafınızı eklemeyi ihmal etmeyin. Fotoğrafta düzgün giyimli olmalısınız.

İnternette oluşturacağınız özgeçmişlerde başlık gerekebilir. Başlığı, iş hayatındaki ‘siz’i anlatan kitabın adı gibi düşünün. ‘Bilişimde kariyer’, ‘Muhabir adayı’ gibi. Ancak ‘Beni tanımanız gerek’, ‘Aradığınız kişi
benim’ gibi başlıklardan kaçının.

Özgeçmişte kullandığınız e-posta adresine bile özen gösterin. Arama motorlarından aldığınız e-posta adreslerindeki unsurlar bugüne dek önemli değildi ama bir İK yöneticisinin sevgili01@....com, karakarga@....com veya serserimayin@falanfilan.com gibi e-posta adreslerine mail atarken nasıl birilerini düşüneceğini hayal edin. Gülümsüyorsunuz değil mi?

Yaratıcı özgeçmişi hazırlamak
Aranızda mutlaka özgeçmiş konusunda yazılanları okuduktan sonra kendi tarzını uygulayarak, gözden kaçmayacak bir özgeçmiş hazırlamak isteyenleriniz olacaktır. Her konuda olduğu gibi bu konuda da tarzınızı siz belirler ve istediğinizi yapabilirsiniz. Yalnız bazı konulara dikkat etmenizde fayda var.

Yaratıcı bir işe başvururken, kişinin kendi yaratıcılığını ortaya koyan bir özgeçmiş hazırlaması çok normal, hatta yararlı olabilir. Örneğin bir reklam ajansına tasarımcı olarak başvuruyorsanız, tasarımla ilgili bakış açınızı ortaya koyan, yaratıcılığınızla ilgili fikir veren bir özgeçmiş sizin kim olduğunuzu en iyi anlatacak araçtır. Elbette bu noktada, özgün davranmanız şart. Kopya edilmiş, çalınmış bir fikirle kim olduğunuzu anlatamazsınız.

Görsel bir yaklaşımı öngördüyseniz de bazı kurallara dikkat etmek zorundasınız. Özgeçmişinizdeki fotoğraf da dahil olmak üzere… Bazı adaylar, fotoğraflarını rastgele seçiyor ve özen göstermiyorlar. Bu konuda ne örnekler var bilseniz çok şaşırırsınız. Bir barda elinde sigara ile çekilmiş bir fotoğraf, cep telefonuyla çekilmiş fotoğraflar, bir fotoğrafın içinden dekupe edilerek çıkarılmış fotoğraflar… Böylesi önemli bir konuya bu kadar az özen göstermek size büyük zarar verir. Aman dikkat!

Son zamanlarda adaylara sunulan alternatiflerden biri de görüntülü özgeçmiş. Ancak tıpkı fotoğrafta olduğu gibi burada da çok özenli ve dikkatli olmak gerek. Kaliteli bir çekim ve çekim ortamının yanı sıra, iş görüşmesine uygun bir görünümle, önceden hazırladığınız ve özgeçmişinizi destekleyecek doğru ifadeler kullanarak kendinizi kısa sürede en iyi şekilde anlatabilmelisiniz.

Kaynak: İşteiş:) Yeni Mezunun İş Rehberi, 2007.
http://www.yenibiris.com

Eski Blogdan Gelenler serisi -1- "şimdi reklamlar..."

Mc. Donald's, Nike, Adidas, BP, Shell, vs vs.. bu liste böyle uzayıp gidiyor. Dünya öyle bir hale geldi ki günümüz "modern" toplumlarında insanlar bir arada yaşamanın değişik bir yolunu buldular. nedir bu yol? "Kuralım global şirketler, ulaşalım dünyanın dört bir yanına, bütün insanlara hizmet götürelim." bu mudur peki globalleşmenin tanımı? Bence değildir. insana hizmet bu dünya da son düşünülen şey oldu artık. baksanıza insana hizmet eden çevresini kitletir mi? insana hizmet eden suç işler mi? insana hizmet eden kazanmanın önünde engel olmadığını her yolun mübah olduğunu söyler mi? diyeceksiniz ki ne alakası var bütün bu saydıklarının büyük şirketlerle. çok alakası var. bunlar değil mi Malezya, Endonezya gibi ülkelerde ucuz işçilerle üretim yapan. Bunlar değil Güney Amerika'nın ücra köşelerinde, kakao işletmelerinde çocuk işçileri kullanan. Ve yine bunlar değil mi Afrika'nın dört bir yanında ya petrol ya da bir başka değerli madde için iki karşıt grubu birbirine düşüren. peki nerde kaldı büyük misyonlar, vizyonlar, reklamlar, sosyal kampanyalar? nerde kaldı insana hizmet yapıyoruz diyen anlayışlar? Bunların insan dedikleri, Avrupa'da, ABD'de, ya da diğer ülkelerin zengin noktalarında yaşayanlar mı? Sözde sınırları kaldırdılar, insana hizmete, herkese hizmete başladılar. reklam çalışmaları herkesin elinde hatta dünyanın en dip bucak köşelerinde yaşayan kabilelerin bile elinde büyük şirketlerin ürünleri... ben somut örnekler vermiyorum detaylarını merak edenler Klaus Werner/ Hans Weiss'in markaların kara kitabı isimli kitaba göz gezdirebilirler. benim asıl dikkat çekmek istediğim nokta; sınırların kalkıp herkesin ortak yaşam alanı oluştuğu savıdır. sınırlar, yüzyıllardır vardır. var olmaya da devam edecektir. Bütün yukarıda da belirttiğimiz markaların genelinin doğum yeri olan ABD ile ilgili bugün basında çıkan çok ilginç bir habere rastladım. Sözde dünyanın süper gücü ABD, Absolut isimli İsveçli bir votka markasının yaptığı reklama çok kızmış. Reklam Meksika için yapılan bir çalışma ve içeriğinde de "Absolut bir dünya" sloganı var. diyeceksiniz ki ne var canım bunda. bence de bir şey yok ta ki reklamın görseli olan Meksika haritasının ABD içlerine uzanan ve özellikle 1848 yılında kaybedilen Kalifornia topraklarını da içine aldığının görüntüsü. ABD'yi de kızdıran tam olarak buymuş. şimdi ABD-Meksika savaşlarına değinmek istemiyorum. ancak kısaca şunu söyleyebilirim ki bölge vakti zamanında çok baş ağrıtmış ve Meksika'nın en çok hayalini kurduğu bölge. Meksika bu olayı bir propaganda malzemesine çevirmiş durumda. Hemen bir açıklama yaparak bu durumdan memnun olduğunu ve bununda onların bir "toprak talep etme yöntemi" olduğunu belirtti. Tabi ki bu bir anlamda Meksika’nın ekmeğine yağ süren bir olay. Baksanıza adamlar günümüzün reklam ya da onların tabiriyle “ toprak talep etme yönetimini” bulmuşlar. Ama asıl olayı çıkartan ABD. ABD’ye göre bu büyük bir ayıp ne demek koskoca bir süper gücün en önemli toprak parçasını( ki bu topraklar her ne kadar küçük gibi görünse de aslında çok önemli ve stratejik. Çünkü ABD topraklarının büyük çoğunluğunu oluşturmakta.) elinden alınmış göstermek... ha şimdi asıl sorun burada başlıyor. Acaba ABD'nin aklına yıllar önce ve aslında bugün bile, dünyanın dört bir köşesinin sınırlarını, elinde kalem önünde harita çizerken ve en önemlisi de özellikle Afrika ve Ortadoğu'da dümdüz hiçbir etnik köken, ırk, yaşam tarzı vs. sosyal konulara değinmeden cetvelle sınırlar belirlerken, kendisinin de gün gelip bunlara maruz kalabileceğini bu dünya da onun da yaşadığını nice böyle kendini dünyanın süper gücü sanan ülkelerin, milletlerin tarihte silinip gittiğini hiç düşündü mü acaba? Belki de düşündü ancak işine gelmedi tabi ki. O kadar kötü bir durumda kaldı ki şu anda ne yapacağını şaşırdı. Kendisi yıllarıdır global markalar üzerinden siyaset yaparken şimdi de yine kendisi maruz kaldı bu duruma. Asıl ben şimdi Meksika ya da ABD değil de Absolut’ün tepkisini merak ediyorum. Ne olacak acaba? ABD’de yasaklanacak mı? Yoksa komple dünyaya bu markayı değil bizim ürettiğimiz X markayı mı alın denilecek? Yok hiçbirisi değil. Gördüğüm şu ki o günden sonra ne reklamdan söz edildi ne de başka bir yerde olayın ilerleyen sürecine rastladım. Ve sanırım sadece arşivlerde ve benim bu yazımda değinilen bir nokta olarak kaldı. En çok da ben üzülmedim bu duruma sanırım baksanıza Meksikalıların da hevesleri kursaklarında kaldı. “toprak talep etme yöntemleri” elinden alındı. Ne diyelim bize de bu durumda sağlık olsun demek düşer. Belki birileri de bir gün bizim topraklarımızı Selanik’ten Musul’a, Erbil’e, Kerkük’e, Manastır’a kadar sınırlarımızı çizer reklam bile olsa…

8 Ocak 2011 Cumartesi

Muhteşem Eleştiriler!

Muhteşem Yüzyıl... Her çarşamba Show TV'de...
Geçtiğimiz günlerde ilk bölümü yayınlanan ve bir anda RTÜK tarafından Kurtlar Vadisi Terör'den sonra en çok şikayet alan ikinci dizi konumuna yükselen Muhteşem Yüzyıl isimli diziden bahsedeceğim sizlere...

Sözüm ona tarihini, ecdadını(!), atasını savunmayı çok seven milletimin cahil insanları, Muhteşem Yüzyıl'da bahsi geçen konuları fazla abartılı ve fazla küçük düşürücü bulmuş! Ben de konuya eğilmek ve şikayetlerimi buradan ulaştırmak istedim. Ama önce dizinin genel çerçevesinden bahsedeyim isterseniz.

Dizimiz Kanuni Sultan Süleyman ve çevresinin yaşadığı "özel" konuları, Harem hayatını, tarihsel kişiliklerin günümüz bakış açısının dışında, o güne göre yorumunu sergileyen önemli ve Türkiye'de daha önce neden böyle konular işlenmiyor dediğim bir eser. Türkiye özellikle sinema ve TV sektörüne uygun tarihsel kişilikler ve olaylarla dolu. Hürrem Sultan ve Kanuni Sultan Süleyman da bunlardan yalnızca bir tanesi. Zaten bu konuyu bilmeyen yoktur. Olay 1500'lerin İstanbulun'da Rusya'dan koparılan ve ailesi Tatarlarca katledilen, Alexandra'nın İstanbul'a yolculuğu ile başlıyor. Alexandra; Hürrem adını alarak devam ettiği bu yolculukta Saray içerisinde ciddi bir güç elde ederek, Osmanlı'da ilk kadın hareketini, daha doğrusu Osmanlı'nın kadınlarca yönetilmeye başlanmasının ilk emarelerini sergiliyor.

Dizimiz de bu konsept üzerine kurulu, olayları ve tarihsel süreçleri Harem, Hürrem ve Saray eşrafı üzerinden işlemeyi önemseyen bir eser. Gelelim eleştirilere; malumunuz lise tarihiyle fazla haşır neşir olaraktan hala okuma oranı Avrupa'nın en küçük devletlerinden bile geride olan cahil milletimin kültürsüz insanları, ömründe sorsanız Hürrem'in geldiği yeri, Osmanlı'da günlük yaşamı, Padişahların saray hayatını bilmeyen, aşırı şovenist duygularla yetişmiş, Osmanlıyı Allah Allah nidalarıyla savaşa giden bir dönem sürekli galip geldiği devletlerce bir dönem sonra rezil rüsva edilen, antlaşmalara boğulan bir olgu olarak tanıyan, Osmanlı hakkında detaylı, kapsamlı araştırma yapamadan önüne konan tarihsel bilgilerin doğruluğuna inanan ama attığında mangalda kül bırakmayıp kendini Osmanlı sanan bu garip, saf, cahil insan güruhu, kalkıp yukarıda da genel hatlarını verdiğim ve danışmanlarca ciddi bir çalışma sonrası oluşturulan bu eseri irdeleme ve eleştirme hakkını kendinde buluyor.

Eleştiri konuları ise çok ilginç;
-Osmanlı Sultanı kadına kıza düşkünmüş içki içiyormuş!
Ee harem bunun için var zaten. Osmanlı Sultanı değil ki sadece dönemin burjuva sınıfında dahi özellikle orta doğuda yaşayan zengin tüccarlarda dahi harem hayatı var. Kaldı ki koskoca Osmanlı Sultanı'nın topkapıda yaptığı bir kaç oynaşma hareketi çok da görülmese gerek. Aslında bu cahiller pek bir savunuyor Sultanları ama bir kaç oynaşmadan da ibaret olmadığını cümle alem biliyor aslında Saray'da olanların... Gelgelelim içki konusu da ilginçtir. Sultan her daim içki içmiştir zaten, hatta denmez mi IV. Murat'ın aşırı içkiden öldüğü, üstelik yasaklamasına rağmen... Sultan -Halife ki yeryüzünün sahibi olarak geçen Zat-ı Şahane, zaten istediğini istediği anda elde edebilen kişi değil mi? Şu halde içkisi, kadını zaten onun gözünde sıradan şeyler.
-Tarihsel diyaloglar yanlışmış, o diyaloglar o günlerde kurulmamış!
Bak şimdi... Daha eleştirmeyi bilmeyen cahil insan kalkmış da o dönemin diyaloglarına laf atabiliyor. Bre cahil sen nereden biliyorsun o günün diyaloglarını? gören diyecek ki tarih profesörü! Aslında işin özü şu; bu diziyi izleyen o garip mahlukat, dizide Sultan'a konduramadığı bir diyalog ya da bir nokta olduğunda yaramaz çocuklar gibi başlıyor bağırmaya! "Bu olmaazzz bu olmaazz bu diyalog geçmedi ki olmadı ki!"
-Koskoca Kanuni'nin ordusuyla aldığı zaferler, başarıları bir kenara itilmişmiş...
Sence bu sadece Saray içerisini işleme konseptiyle hazırlanmış bir dizi olabilir mi cahil? Konuya bir de öyle baksan nasıl olur? sadece Saray içerisinde padişahın ve Hürrem'in hadi bir de Saray eşrafını dahil edelim, yaşadıklarını, özel hayatlarını konu alan formatta bir dizi değil mi bu? Diyeceksin ki sanane Padişah'ın özel hayatından! yoook öyle bir dünya, koskoca cihan padişahının özel hayatı tabiki bizi ilgilendirir. sen şurda kıçı kırık üç beş mankenin bile özel hayatını deli gibi izliyorsun. Hoş zaten beynini bulandıranlar da bunlar ya neyse o konuya girmiyorum. Sultan'ın özel hayatı bizi ilgilendirdiği gibi incelenir de. sonuçta devlet lideri ve tarihe mal olmuş bir kişi.

Bakın aslında diziye gelen eleştiriler sadece bunlarla sınırlı değil daha pek çok konuda sinir edici sığ eleştiriler geliyor. Az önce inceledim Osmanoğlu ailesi de olaya müdahale edecekmiş. Kendi dizilerini çekip ecdadlarının itibarını kurtaracakmış. Yazık! Sizde mi? madem ecdadınızın yıkılan ya da çizilen o itibarını düşünüyorsunuz önce ders kitaplarına müdahale edin! Önce Zat-ı Şahane Vahdettin'in itibarını kurtarın! O Sultan ki küllerinden yepyeni bir ülke doğması için tahtını, tacını, saltanatını bile feda edebilen bir kişilik. Önce onun itibarını kurtarın da sonra daha gerilere gidersiniz sırasıyla!

Gelelim o cahil halka! Bakın, tarihsel olaylar o günün şartlarında ve o günün koşullarında değerlendirilir! Bugünün koşullarında geriye bakarsanız işte böyle yanılgıya düşersiniz! Kanuni ve Hürrem aşkı dillere destan bir efsanedir! o aşk ki üzerine kitaplar, tartışmalar yaratacak kadar önemli ve büyük bir aşktır. Önce o aşkı kavrayın, sonra bir zahmet Osmanlı'da Saray'da yaşanan sosyal hayatı ve Harem'i inceleyin! Okuyun! Araştırın! Sonra da RTÜK gibi basit bir kuruma değil ciddi, önemli platformlarda savunun fikirlerinizi!

RTÜK'e gelince; tahminim diziyi yayından kaldıracaksınız! Olsun, siz alışıksınız yasakçı zihniyete zaten! Ancak komiğime giden bir durum var 2007 yılında Kurtlar Vadisi Terör gibi önemli bir diziyi yayından kaldırdığınızda gerekçeniz etnik ayrılıklar yaratmasıydı. Sonra yerden biter gibi PKK konusunu işleyen diziler, filmler türemeye başladı. Onlara hiçbir zaman müdahale edemediniz. Şimdi bu diziyi de kaldıracaksınız, göreceğiz ki tarihsel buna benzer konseptte pek çok dizi çıkacak ortaya ve siz ses çıkarmayacaksınız. Şimdi sorarım size; bu konuları ilk işleyen öncülerin başı neden kesiliyor da sonrası yoluna devam ediyor? Alışıyor musunuz sonralarında?

Bu dizi bir belgesel değil! Sadece bir dizi! Lütfen dizileri kurgulanmış gerçekler yerine, kurgulanmış eserler olarak inceleyin! haa çok merak ediyorsanız Hürrem'le ilgili, o dönemle ilgili pek çok kitap var bi inceleyin! Ama bırakın da kırk yılda bir izleyeceğimiz kaliteli yapıtları gönül rahatlığıyla izleyelim. Siz gidin Yaprak Dökümü, Aliye, Aşk-ı Memnu, vs izleyin...!

2 Ocak 2011 Pazar

Marmaray tünelleri nasıl inşaa edildi?


Kısa bir süre sonra İstanbul hayatının bir parçası olacak olan Marmaray projesinin en ilgi çekici bölümü şüphesiz deniz altından geçecek tüneli. Tünelin inşaası ise gerçekten bir mühendislik harikası. Aşağıdaki vidyoda, basamak basamak, zeminin hazırlanması, malzemenin taşınması ve bunun gibi aşamalar gösterilmiştir.
Kaynak;http://bilgidenizi.com/

Bizans döneminde İstanbul nasıldı?

istanbul eski

Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.
İstanbul Bizans döneminde, bugün tarihi yarımada diye bildiğimiz bölge üzerine kurulmuş durumdaydı. Bunun dışında Haliç’in karşı yakasına, tarihi adıyla Pera’ya, yani bugün Karaköy – Galata ismiyle bildiğimiz bölgeye de küçük bir yerleşim kurulmuş durumdaydı. Surlarla çevrili tarihi yarımadanın içinde bugüne dek tamamen korunamamış saray, hipodrom dışında, bugüne dek korunmuş ve Osmanlı devrinde de kendine yer bulmuş Yerebatan Sarnıcı gibi şehir hayatını etkileyen yapılar, Ayasofya gibi kiliseler ve yaklaşık 300bin ile 1 milyon arasında değişen bir nüfusu barındıran şehirleşme görülmekteydi.
Bunun dışında seyrek de olsa, Kadıköy ve Üsküdar’da ve Boğaz’daki bazı yerlerde de yerleşim bulunmaktaydı ancak sözgelimi İstinye, Tarabya gibi yerlerdeki yerleşimler bugünkü İstanbul ile karşılaştırılamayacak kadar seyrekti. Esasen o zamanlar şehirden bahsettiğinizde sadece yukarıdaki haritadaki alanlar anlaşılırdı desek, yanlış bir çıkarım olmaz.
Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz. Bir sanatçı tarafından hazırlanmış bir illüstrasyondur.(Kaynak: Wikipedia; http://bilgidenizi.com/)

Birinci Dünya Savaşı’nda Süveyş Kanalı cephesinde neler yaşandı?

Osmanlı İmparatorluğu orduları Birinci Dünya Savaşı mücadelesinde birçok cephede İngiltere, Fransa, İtalya ve Rus ordularıyla ve bunların ikincil müttefikleriyle savaştı. Bu cephelerden en kritiklerinden ve en az bilinenlerinden birisi Süveyş Kanalı Cephesi’dir.
Osmanlı orduları Süveyş kanalında Britanya ve Britanya’nın sömürgesi durumunda bulunan müttefik ordularla savaştı. İki taaruza bölünerek incelenmesi gereken bu savaşlar sonucunda ağır kayıplar yaşayan ordu geri çekilmek zorunda kaldı ki bu durum Osmanlı’nın savaştan çekilmesine varacak sürecin başlangıcıydı. Osmanlı Ordusuna yardımcı olarak Alman birlikleri de Britanya ordularıyla doğrudan ya da dolaylı çatıştı.
Deve çöl taaruzunda at yerine kullanılmıştır.
Birinci Kanal Harekatı (28 Ocak – 3 Şubat 1915)
1915 yılının Şubat ayında başlayan taaruzun temel amaçları, eski bir Osmanlı toprağı olan Mısır’ın tekrar ele geçirilmesi ve kritik bir noktada bulunan Süveyş kanalının zaptı ile Britanya asker sevkiyatlarına darbe vurulmasıydı.
20 bin kişilik kuvvet ile bölgeye saldıran Osmanlı birlikleri Cemal Paşa yönetiminde hareket ederken, Britanya Ordusu’nun komutasında John Maxwell ve emrinde 30bin asker bulunmaktaydı. Sefer oldukça çetin şartlarda, Sinai çölünün geçilmesiyle gerçekleşti. Alman ordusu Osmanlı ordusunun taaruzu sırasında bombardıman desteğiyle taaruza destek verdi. Sonuç Osmanlı ordusu için pek iç açıcı olmadı. Britanya ordusu 22 kayıp verirken, Osmanlı ordusunun kayıpları ve esir düşen askerleri 1500ü geçiyordu.
Osmanlı Ordusu, ikinci bir taaruza hazırlanmak için geri çekilirken, sanıldığı gibi bir Arap ayaklanması olmayacağı da anlaşılmış oldu.
İkinci Kanal Harekatı (3-5 Ağustos 1916)
Bu harekatın amacı ilkiyle aynıydı. İlk taaruzda Cemal Paşa ile birlikte orduyu yöneten Alman general Kressenstein bu sefer dördüncü orduyu tek başına yöneterek saldırıya geçti. 18bin kişilk bir kuvvetle ilerleyen Osmanlı ordusunun askerlerinin yarısı ya şehit düştü ya da esir alındı. Osmanlı Ordusu’na karşı defansif davranmayıp saldıran Britanya Kuvvetleri 1100 kayıpla Osmanlı Ordusu’nun Sinai çölüne kadar çekilmesine sebep oldu.


Taaruz Süveyş Kanalı’na 30 kilometre uzaklıktaki stratejik Romani şehrine doğru olduğundan yabancı kaynaklar bu savaşı “Battle of Romani” (Romani Savaşı, Harekatı) olarak adlandırırlar.
Sonuç
Osmanlı Ordusu önce El Ariş’e sonra da Refah ve Gazze’ye çekildiler. Refah’da Osmanlı kayıplarıyla sonuçlanan bir çatışma daha yaşandı. Tüm çatışmalar Britanya Ordusu’nun galibiyetiyle sonuçlanınca sırasıyla 1inci, 2inci ve 3üncü Gazze çatışmalarında yaşanan ağır yenilgiler sonucunda Osmanlı Ordusu 1917′de Kudüs’e kadar çekilmek zorunda kaldı. Kudüs’deki çatışmalarda ordu yaklaşık 20bin kayıp vermiştir ve Suriye içlerine doğru çekilmeye devam etmiştir. 1918′deki Nablus Hezimeti  olarak da bilinen savaş ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu Ortadoğu’daki hakimiyetini tamamen kaybettiği bir sürece girmiş ve Britanya önderliğindeki kuvvetlere teslim olmuştur.
Kaynak;
http://bilgidenizi.com/

29 Aralık 2010 Çarşamba

Verimli Yatırım, Ekonomik Kar | Greenpeace Akdeniz

Verimli Yatırım, Ekonomik Kar

Doğal ve ekonomik kaynaklarımız sınırlı. Yaşanan küresel ekonomik ve çevresel krizde, enerji üretimi için yapılan yatırımların uzun vadeli olmaları, verimli sonuçlar vermeleri, teknolojilerinin gelişmeye açık ve temiz olmaları beklenir. Bu durumda yakıtı tükenmekte olan eski teknoloji ürünü, geleceği olmayan ve her yıl giderek sayıları azalan nükleer santrallere yatırım yapmak karlı mı?

Yıllara göre yeni nükleer gücün şebekeye bağlanması:

Kaynak: PRIS.IAEA Power Reactor Informaton System Database, Şubat 2007

23 yıl olan bir nükleer santralin inşasının ortalama 10 yıl sürmesi ekonomik açıdan riskli.

Şimdiye kadar hiçbir nükleer santral kredi alımı ve teşviksiz inşa edilemedi ve işletilemedi. Bir nükleer santralin kurulması ve enerji üretmesi çok pahalı olduğundan hükümetler şirketlere üretilen enerjiyi belli bir süre satın alma garantisi vermek zorunda kalıyorlar. Bu durumda ortaya çıkan tüm maliyet ve üretim dalgalanmalarının masrafı, üretilen enerjiyi kullanmasalar bile vergi mükelleflerinin sırtına biniyor.

Her yıl üretilen ve imha edilemeyen tonlarca nükleer atıktan kurtulma masrafları, Çernobil gibi yüzbinlerce insanın ölümüne sebep olan kaza riskleri, kısa ömrünün sonunda ortaya çıkan yüksek söküm masrafları ve düşük istihdam kapasitesiyle ekonomik ve çevresel açıdan nükleer enerji karlı bir yatırım değil.

Mevcut nükleer santrallerin kapasitelerinin 4 kat artırılabilmesi için 6 ila 10 trilyon dolar yatırım yapılması gerekiyor. Bu yatırımların yenilenebilir enerjilere yapılması hem dünya, hem de ülke ekonomileri açısından daha karlı çünkü yatırılan bir dolar karşılığında yenilenebilir enerjilerden nükleer enerjiye oranla 8 kat daha fazla verim elde ediliyor. Bu durumda 6 ila 10 trilyon dolar yenilenebilir enerjiye yatırıldığında mevcut nükleer enerji kapasitesinden 24 kat daha fazla üretim yapılmış olacak.

Yenilenebilir enerji bozulmaya daha dayanıklı ve değişen koşullara daha çabuk adapte oluyor. Yenilenebilir enerji kaynakları sürekli yeniden üretildiğinden tükenme riski yok. Ayrıca atıkları olmadığı için atık imha maliyeti de yok. Yenilenebilir enerjilerin yakıt masrafı olmadığı için 2030'a kadar toplam 18.7 trilyon dolar kar edilmiş olacak. Bu miktardaki para yenilenebilir enerji sistemine yatırıldığında 2030'a kadar başka hiçbir bir maliyet olmadan elektrik üretimi sağlanabilir.

İçinde bulunduğumuz ekonomik krizin ulusal ekonomilere en büyük etkilerinden birisi de artan işsizlik oranları. Yenilenebilir enerji sektörü diğer tüm enerji sektörlerine kıyasla en fazla istihdam yaratan sektör. Nükleer enerji 1 Milyon US Dolar'lık yatırım karşılığında 3 kişilik istihdam yaratıyor. Oysa yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji verimliliği aynı miktar yatırımla 4 ile 5 kat arasında bir miktar kadar daha fazla tam zamanlı istihdam sağlıyor.

Alternatif enerji kaynaklarının yarattığı istihdam miktarı: $1 milyon atırım karşılığı yaratılan istihdam

Enerji Kaynağı $1 milyon yatırım karşılığı yaratılan doğrudan istihdam.
(# iş)
$1 milyon yatırım karşılığı yaratılan dolaylı istihdam.
(# iş)
$1 milyon yatırım karşılığı yaratılan toplam istihdam.
(# iş)
Petrole göre yaratılan istihdam.
(% fark)
Fosil Yakıtlar
Petrol ve Doğalgaz 0.8 2.5 3.4 --
Kömür 2.0 2.8 4.8 +41.1%
Nükleer
Nükleer 1.3 1.6 2.9 -14.7%
Verimlilik
Bina İyileştirme 7.7 5.1 12.8 +276.5%
Toplu Taşıma 12.1 4.2 16.3 +379.4%
Yenilenebilirler
Rüzgar 5.6 4.8 10.4 +205.9%
Güneş 5.9 4.5 10.4 +291.2%
Biyokütle 8.0 4.3 12.3 +205.9%

Kaynak: Tablo, Polllin, Robert ve Heidi Garrett-Peltieras’ın Massachusetts Üniversitesi Politik Ekonomi Araştırma Enstitüsü ve Amerikan Gelişim Merkezi tarafından çıkartılan, “Green Recovery: A Program to Create Good Jobs & Start Building a Low-Carbon Economy.” Eylül, 2008, raporundan alınmıştır.

İklim Değişikliği | Greenpeace Akdeniz

İklim Değişikliği

Mevcut enerji ihtiyacının halen büyük bir bölümü petrol, kömür ve doğal gaz gibi fosil yakıtlardan elde ediliyor. Yanma sırasında yoğun miktarlarda karbon gazı salınıyor. Karbon, gelen güneş ışınlarını tutarak atmosferin ısınmasına sebep oluyor.

Bu ısınma sonucu dünyanın genel ısısı artıyor ve iklim dengeleri bozulmaya başlıyor. 2 derecelik artışta bile dünyadaki yaşam dengeleri felaket boyutunda değiştiğinden, dünyanın daha fazla ısınmasını engellemek gerek. Bunun için karbon salımları büyük oranlarda azalmalı.

Nükleer enerji karbon salımını azaltmıyor ve iklim değişikliğini engellemeye giden yolu tıkıyor. Sadece elektrik üretimi için kullanıldığından ısınma, soğutma ve ulaşım ihtiyaçları için fosil yakıtlar kullanılmaya devam ediyor.

2030'da nükleer santrallerin kapasitesi iki katına çıkartılsa bile karbon salımını engellemede pek etkili olmayacak çünkü genel salım miktarını sadece %5 oranında azaltabilecek.

Buna ek olarak santrallerin ürettiği radyoaktif atıklar imha edilemediğinden, her yıl 10.000 ton artarak yığılmaya devam edecek.

Enerji ihtiyacı için yenilenebilir enerji kullanılırsa 2020 yılına gelindiğinde karbon salım miktarları 1990 yılı salım miktarının %30 altına çekilebilir. Yatırılan bir dolar karşılığında yenilenebilir enerji nükleer enerjiden 7 kat daha az karbon salınmasını sağlar. Eğer tüm enerji ihtiyacı yenilenebilir enerjilerden karşılanırsa 2080 yılına gelindiğinde karbon salımları günümüzdeki salım miktarından %60 daha az olacak.

Meksika Körfezi’nde eylemciler petrol platformunu işgal etti | Greenpeace Akdeniz

Meksika Körfezi’nde eylemciler petrol platformunu işgal etti

Dün, dört Greenpeace eylemcisi, Meksika’nın Veracruz eyaleti açıklarındaki “Centenario” petrol platformunu işgal etti. Platformda 39 metre yüksekliğe tırmanan eylemciler derin denizlerde petrol aranmasına bir son verilmesini istedi. Greenpeace eylemcileri, Meksika’nın Veracruz eyaleti açıklarındaki “Centenario” petrol platformunu işgal etti

Eylemcilerin işgal ettiği platform PEMEX tarafından kiralanmış durumda ve şu anda jeofizik ve jeoteknik araştırmalar gerçekleştirdiği gibi derin denizlerde petrol arama teknolojilerini de deniyor. 2010 sonu ya da 2011 başına dek bu platforma bir yenisinin daha (Bicentenario) eşlik etmesi planlanıyor.

Bu yıl Nisan ayında patlayan BP'ye ait Deepwater Horizon petrol platformu derin denizlerde petrol aramanın tehlikelerini açıkça gözler önüne sermişti. Ancak yaşanan felakete ve yaban hayatı için oluşan tehditlere rağmen Meksika Körfezi'nde petrol aramalarına bir yasak gelmedi ve petrol bağımlılığımızı tatmin etme çabası aynı hızda devam etti.

Temiz enerji geleceği hükümetlerin elinde

Eğer BP Deepwater Horizon'dakine benzer bir felaket daha gerçekleşirse Meksika Körfezi kıyıları, Körfez sularında yaşayan balinalar, yunuslar ve diğer canlılar daha da büyük bir tehdit altına girecek. Oysa bunların hiçbirinin yaşanması gerekmiyor. Artık Enerji [D]evrimi'ni başlatarak, fosil yakıtlara verilen desteği sona erdirerek, temiz enerjilere verilen desteği artırıp güçlü politikalar geliştirerek petrole olan bağımlılığımızdan kurtulabiliriz. Tüm bunlar için gereken tek şey, bunu yapacak siyasi irade.

Cancun'da gerçekleşecek olan BM İklim Zirvesi'nin başlamasına bir haftadan az bir süre kalmışken politikacılar iklim değişikliği ile mücadele etmek için yenilenebilir enerjilere daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin farkına varmalılar. Dünya için bir temiz enerji geleceği hazırlamak hükümetlerin elinde.

Petrol aramaları sadece Meksika Körfezi'nde gerçekleşmiyor. Dünyanın pek çok denizinde derinlerde petrol arandığı gibi Karadeniz'de de bir petrol platformu bulunuyor. Petrole tanınan bu ayrıcalıklara "dur" demenin zamanı geldi. Ne Karadeniz, ne Kuzey Buz Denizi, ne de Akdeniz. Hükümetler, petrolü değil petrol tüketimini azaltacak teknolojileri teşvik etmeli.

Not: Şu anda eylemciler güvenle Artic Sunrise gemisine dönmüş durumda.

21 Aralık 2010 Salı

Bilgi Toplumu Istatistikleri 2010 Yayimlandi

Devlet Planlama Teskilati (DPT)’nin hazirladigi Bilgi Toplumu Istatistikleri Raporu’nun 2010 yilina ait olani gectigimiz gunlerde yayimlandi. Rapor’daki verilerin buyuk kismi Turkiye Istatistik Kurumu (TUIK) tarafindan Avrupa Birligi Istatistik Ofisi (Eurostat)’nin katkilariyla 2004 yilindan beri her sene yapilan “Hanehalki Bilisim Teknolojileri Kullanim Anketi”nin sonuclarina dayaniyor. 2009 yilinda 5.770 hanede yapilan anketteki sorularin buyuk bir bolumu yillar itibariyla ayni olmakla birlikte bazi yillar sorulmamis veya ankete ozellikle eklenmis sorular da bulunmakta. Anket kapsamindaki sorular 16-74 yas arasindaki bireylere yoneltilmekte. Bu kapsamda Turkiye genelini ve yas gruplarini en genis olarak temsil eden anket sonuclari Turkiye’de internet kullanimini takip edenlere cok degerli veriler sagliyor.
Arastirma sonuclarina gecmeden once sonuclarin temsil ettigi buyuk kutle (Turkiye geneli) hakkinda asagida yer alan istatistiklere goz atmanizda fayda oldugunu belirteyim.
Yukaridaki istatistikleri aklimizin bir kosesine yazdiktan sonra Turkiye’de internet kullanimina iliskin Rapor’da one cikan verilere bakalim.
Turkiye’de internet kullanimi – 2009
Asagidaki sekilden gorulecegi uzere Turkiye’de internet kullanimi yillar itibariyla artmakla birlikte kirsal kesimde kullanim kentlere gore onemli olcude geri kalmakta. 2009 yilinda Turkiye genelinde nufusun %34′u son 3 ay icinde internet kullanmis durumda. Bu oran kentlerde %40,9′a cikarken kirsal kesimde ise %17,6′ya geriliyor. Diger taraftan, en son internet kullanilan zamana bakilmaksizin 2009 yilinda genel itibariyla herhangi bir zamanda internet kullananlarin orani %38,1 olarak cikiyor.
Interneti son 3 ay icinde kullanan bireylerin %59,3′u her gun veya neredeyse her gun internet kullandiklarini beyan etmisler. Ankete katilarak son 3 ay icinde internet kullandigini beyan eden bireylerin %27,8′i ise haftada en az bir defa internete girdigini belirtmis.
Buna gore Turkiye icin 2007, 2008 ve 2009 yillarinda sirasiyla %26,9, %32,2 ve %34 olan internet kullanim oranlarina, Avrupa Birligi tarafindan belirlenmis bir kistas olan duzenli internet kullanimi orani (her gun veya haftada en az bir defa) acisindan bakildiginda bu oranlarin sirasiyla %23,2, %28,5 ve %30 oldugu goruluyor.
Turkiye’de yas gruplari, cinsiyet ve is gucu itibariyla internet kullanimi – 2009
Turkiye’de internet kullanimina yas gruplari ve cinsiyet acisindan bakildiginda ise en yuksek internet kullanim oraninin 16-24 yas grubunda oldugu, bu grubu 25-34 yas grubundaki bireylerin takip ettigi goruluyor. Diger taraftan kadinlarin internet kullanimi her yas grubunda erkeklerin gerisinde kaliyor.
Isgucu durumuna gore internet kullanimina bakildiginda ise en cok internet kullananlarin ogrenciler (%88,2), isverenler (%66,1), ucretli/maasli calisanlar (%56,8) ve issizler (%41,6) oldugu goruluyor. Bu arada 2009 yilinda 15 yas ve daha ustunda ucretli/maasli calisanlarin toplam sayisinin 12.769.000, ogrencilerin sayisinin 3.966.000, issizlerin sayisinin 3.471.000, isverenlerin sayisinin 1.210.000 olarak olcumlendigini belirtelim.
Internete nerelerden giriyoruz?
Bireylerin internet kullanim yerlerine bakildiginda ise 2005 yilinda internet kullanimi isyerinde daha fazla iken 2007 ve sonrasi yillarda internetin evlerde daha fazla kullanildigi goruluyor. Benzer sekilde internet kafeleri tercih orani da yillar itibariyla dusmekte olsa da, 2009 yili itibariyla internet kafelerden internet kullanim oraninin %24,1 gibi yuksek bir oranda kaldigini belirtelim. Asagidaki tablodan gorulecegi uzere 2009 yilinda internet kullanimi icin en cok tercih edilen yerler ev (%57,6), isyeri (%32,4) ve internet kafeler (%24,1) olarak siralaniyor.
Interneti hangi amaclarla kullaniyoruz?
2009 yilinda internet kullanicilarinin internet kullanim amaclarina bakildiginda ise e-posta gonderme (%72,4) ile gazete, dergi okuma, haber indirme islemlerinin (%70) en cok gerceklestirilen faaliyetler oldugu goruluyor. En cok yapilan diger faaliyetler arasinda sohbet odalari veya tartisma forumlarina mesaj iletme ve anlik ileti gonderme (%57,8) ile oyun, muzik, film, goruntu indirme ve oynatma (%56,3) bulunuyor. Listede mal ve hizmetler hakkinda bilgi arama (satin almayi kapsamiyor) faaliyeti %52,9 orani ile 5 inci sirada, seyahat, konaklama ile ilgili hizmetlerin kullanimi (otel rezervasyon, bilet satis vb.) %22,5 orani ile 12 nci sirada, internet bankaciligi %14 orani ile 13 uncu sirada, is arama ya da is basvurusu yapma faaliyeti %13,2 orani ile 14 uncu sirada yer aliyor. Onumuzdeki sene asagida yer alan listeye sosyal paylasim sitelerinin kullanimina iliskin bir sorunun eklenmesinin gerekli oldugunu dusunuyorum. Boyle bir soru listede en cok yapilan faaliyetlere iliskin siralamayi oldukca degistirebilir.
E-ticarette elektronik arac satin alimi one cikiyor, bu sonuc daha onceki arastirma sonuclari ve istatistikler ile celisiyor..
Turkiye’deki internet kullanimina e-ticaret acisindan bakildiginda ise ankete katilanlar arasinda internet kullananlarin son 12 ay icinde internet uzerinden en cok siparis verdigi veya satin aldigi malin elektronik araclar (cep telefonu, kamera, radyo, TV, DVD oynatici vb.) oldugu goruluyor. Asagidaki tablodan gorulecegi uzere 2009 yilinda Turkiye’deki internet kullanicilarinin %3,2′si elektronik arac, %1,7′si ev esyasi (mobilya, oyuncak, beyaz esya vb.), %1,2′si giyim,spor malzemeleri almis, %1,1′i seyahat ve tatil icin satin alma (bilet, arac kiralama) yapmis gozukuyor. Bununla birlikte bize bu sonuclar Turkiye’de e-ticarete iliskin yapilan daha onceki arastirmalarla tutarli gelmedi. Cunku daha onceki arastirmalara ve sektor icindeki profesyonellerden edindigimiz bilgilere gore Turkiye’de online olarak en fazla satin alinan urun grubu ucak bileti ve tatil amacli otel rezervasyonlari olarak ortaya cikiyor.
Internet uzerinden alisveris yapanlarin en cok karsilastigi sorun yanlis ya da hasarli urun teslimi
Anketlere gore internet uzerinden alisveriste sorun yasayanlarin oranlari 2007 yilinda %6,3, 2008 yilinda %9,5, 2009 yilinda ise %5,6 olarak belirlenmis. 2009 yilinda internet uzerinden alisveriste en cok yasanan sorunlar “yanlis yada hasarli urun teslimi”, “teslim suresinin belirtilenden fazla olmasi”, “siparis verme veya odeme esnasinda internet sayfasinda sorun yasanmasi” olmus. Son 12 ay icinde internet uzerinden alisveris yaparken sorun yasayanlarin %25,2 gibi yuksek bir kesiminin “siparis verme veya odeme esnasinda internet sayfasinda sorun yasadiklarini” beyan etmelerinin, Turkiye’de e-ticaret uzerine web girisimlerinin ve ozellikle bu girisimlerin teknik ekiplerinin uzerinde onemle durmalari gerektigi bir konu oldugunu dusunuyorum. Son 12 ayda Turkiye’de internet uzerinden alisveris yaparken sorun yasayanlarin %5,1′lik bir kismi ise hile, dolandiricilik ve sahtekarlikla (kredi karti bilgilerinin kotuye kullanilmasi, mal ve hizmetlerinin teslim edilmemesi) karsilastigini beyan etmis.
Internet uzerinden alisveris yapmamanin en onemli nedeni online satin alima ihtiyac duyulmamasi..
Bireylerin internet uzerinden alisveris yapmama nedenleri incelendiginde ise “internet uzerinden alisveris yapmaya ihtiyac duyulmamasi” %72,6 gibi yuksek bir oranla one cikmis. Bu sebebi %34,7 ile “urunu yerinde gorerek almayi tercih etmek” ve %30,7 ile “guvenlik, gizlilik kaygilari” takip etmis. E-ticaret uzerine web girisimlerinin listede ilk iki sirada yer alan nedenlerle ilgili yapabilecekleri fazla bir sey bulunmasa da (web sitelerinde gorsel materyalleri artirmak disinda), ozellikli “guvenlik, gizlilik kaygilarina” iliskin sanal kredi karti kullaniminin ozendirilmesi ve bu kartlara iliskin bilgi verilmesinin hem e-ticaret siteleri icin hem de bu sanal kartlari cikaran bankalar icin onemli faydalar saglayacagini dusunuyorum.
2009 yilinda internet kullanicilarinin %28,9′u guvenlik sorunu ile karsilasti
2009 yilinda internet kullanicilari arasinda guvenlik sorunu ile karsilasma orani ise %28,9 olarak cikmis. Turk internet kullanicilarinin en cok karsilastigi guvenlik sorunu bilgisayar virusleri (%64,5) olarak one cikiyor. Bu oranin bu kadar yuksek cikmasi sasirtici degil, cunku siber guvenlik uzerine calisan AVG firmasinin daha once burada yayimladigimiz bir arastirmasinda Turkiye, dunyada internet kullanicilarinin internet uzerinden gelen virus saldirilarina ugrama ihtimalinin en yuksek oldugu ulke olarak cikmisti. Diger taraftan, anketlerde yillar itibariyla artan oranda istenmeyen (spam) e-posta alindigi (2009 yili icin %58,7) beyan ediliyor. Kredi karti kullanimina dair usulsuzluk ve kisisel bilgilerin baskalarinin eline gecmesi ise oldukca dusuk oranlarda (sirasiyla %0,9 ve %3,2 olarak) beyan ediliyor.
Bilgi toplumuna donusumde internet bankaciligi ve e-ticaret icin belirlenen hedeflerin gerisinde kalindi.
Rapor’da, DPT’nin bilgi toplumuna donusumun izlenebilmesi amaciyla belirledigi 13 temel gostergede hedeflenen degerler ile ulasilan degerler asagidaki tabloda toplu olarak yer aliyor. Buna gore 2007, 2008 ve 2009 yillarinda ogrenciler, calisanlar ve issizler acisindan internet kullaniminda hedeflenen degerlerin uzerine cikilmis; diger taraftan, internet bankaciligi yapan bireylerin orani 2007 yilinda hedef degeri yakalamasina karsin, 2008 ve 2009 yillarinda hedef degerlerin altinda kalmis. Cevrimici (online) alisveris (e-ticaret) acisindan ise gerceklesmeler hedeflerin oldukca gerisinde kalmis gozukuyor.
AB ulkelerinde duzenli olarak internet kullananlarin orani ulkemizin iki kati
Ote yandan, Turkiye’de internet kullanimi AB ulkeleri ile karsilastirildiginda hala oldukca geride oldugumuz goruluyor. 2009 yilinda duzenli internet kullanimi orani ulkemizde %30 iken bu oran AB uyesi 27 ulkede ulkemizin iki kati, %60 olarak cikiyor.
Rapor’da yukarida verilen istatistikler disinda Bilgi ve Iletisim Teknolojilerinin Is Dunyasi tarafindan kullanimina, Turkiye’de kamu yonetiminde Bilgi ve Iletisim Teknolojilerinin kullanimi ve e-devlet donusumune, Bilgi ve Iletisim Teknolojileri pazarinin buyuklugune ve AR-GE faaliyetlerine yonelik bilgilerde bulunuyor. Rapor’un tamamina buradan erisebilirsiniz.
KAYNAK:
Devlet Planlama Teskilati Mustesarligi, Bilgi Toplumu Istatistikleri 2010, Haziran 2010.
http://www.socialmediatr.com/blog/bilgi-toplumu-istatistikleri-2010-yayimlandi/

12 Aralık 2010 Pazar

Fazil Say - Vatan Haini (Nazim Hikmet)




VATAN HAİNİ

"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

5 Aralık 2010 Pazar

TÜİK’İN 2010 YILI HANEHALKI BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ KULLANIM ARAŞTIRMASI SONUÇLANDI

TÜİK’İN 2010 YILI HANEHALKI BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ KULLANIM ARAŞTIRMASI SONUÇLANDI

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2010 yılı Nisan ayı içerisinde gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’deki hanelerin %41,6′sı internet erişimine sahip (Bu oranın Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)’nun Haziran 2010 ayı için açıkladığı sonuçlarda %37,1 olarak verildiğini hatırlatalım). Araştırma sonuçlarına göre internete erişim imkanı olmayan hanelerin %26,3′ü internet kullanımına gerek duymadıklarını belirtmiş.
Araştırmada ortaya çıkan diğer önemli istatistikler ise;
  • ADSL %73,3 ile hanelerde kullanılan en yaygın internet bağlantı türü (Bu oranda da yine iki kamu kurumunun yayımladığı veriler arasında tutarsızlık görülüyor. BTK’nın raporundaki verilerde ADSL kullanım oranı %83,5 olarak hesaplanmıştı),
  • 16-74 yaş grubundaki bireylerde bilgisayar ve İnternet kullanım oranları sırasıyla erkeklerde %53,4 ve %51,8, kadınlarda %33,2 ve %31,7,
  • Son üç ay içerisinde (Ocak-Mart 2010) bireylerin %39,1′i bilgisayar,%37,6’sı İnternet kullanmıştır. Bilgisayar kullanan bireylerin %60,8’i bilgisayarı, İnternet kullanan bireylerin %59,3’ü ise İnterneti hemen hemen her gün kullanıyor,
  • İnternet kullanılan yerler, %62,8 ile ev, %31,6 ile işyeri, %20 ile İnternet kafe olarak sıralanıyor,
  • Bilgisayar ve İnternet kullanım oranlarının en yüksek olduğu yaş grubu 16-24 yaş grubu,
  • Son üç ay içerisinde İnternet kullanan bireylerin %72,8’i e-posta göndermek-almak, %64,2’i sohbet odalarına, haber gruplarına veya çevrimiçi tartışma forumlarına mesaj göndermek, anlık ileti göndermek, %58,8’i haber, gazete ya da dergi okumak, haber indirmek, %55,7’si mal ve hizmetler hakkında bilgi aramak, %51,2’si oyun, müzik, film, görüntü indirmek ya da oynatmak için İnterneti kullandı,
  • İnternet kullanan bireylerin kişisel kullanım amacıyla İnternet üzerinden mal veya hizmet siparişi verme ya da satın alma oranı %15,
  • İnternet kullanan bireylerin %85’i İnternet üzerinden hiç mal veya hizmet siparişi vermedi ya da satın almadı,
  • İnternet üzerinden sipariş verme ya da satın alışın en son yapıldığı zamana göre % 9′u son üç ay içerisinde, %3,6’sı üç ay ile bir yıl arasında, %2,5’i ise bir yıldan uzun süre önce gerçekleştirildi,
  • Son 12 ayda (Nisan 2009-Mart 2010) İnternet üzerinden mal veya hizmet siparişi veren ya da satın alan bireyler  %24,3 oranı ile en fazla giyim ve spor malzemeleri aldı. Bunu %23,8 ile elektronik araçlar, %19,3 ile ev eşyası, %15,2 ile seyahat bileti alma, araç kiralama, %13,3 ile gıda maddeleri ile günlük gereksinimler izledi (Bu sonucun da İpsos’un araştırma sonuçları ile tutarsızlık gösterdiğini belirtelim. İpsos araştırmasında Türkiye’de e-ticaretin liderinin seyahat sektörü olduğu ortaya çıkmıştı),
  • Son on iki ay içinde kişisel amaçla İnternet kullanan bireylerin %46,8’i (neredeyse her iki bireyden birisi) güvenlik sorunu ile karşılaştı.
TÜİK’in araştırmasının sonuçlarının tamamı aşağıda ve ilgili kurumun internet sitesinde yer alıyor.

2010 YILI HANEHALKI BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ KULLANIM ARAŞTIRMASI SONUÇLARI 

İnternete erişim imkânı olan hane oranı % 41,6’ya yükseldi
2010 yılı Nisan ayı içerisinde gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre hanelerin %41,6’sı İnternet erişim imkânına sahiptir. Bu oran 2009 yılının aynı ayında %30’du.
İnternete erişim imkânı olmayan hanelerin %26,3’ü İnternet kullanımına gerek duymadıklarını belirtmişlerdir. ADSL %73,3 ile hanelerde kullanılan en yaygın İnternet bağlantı türüdür.



Bilgisayar ve İnternet kullanımı artıyor 
Araştırma sonuçlarına göre 16-74 yaş grubundaki bireylerde bilgisayar ve İnternet kullanım oranları sırasıyla erkeklerde %53,4 ve %51,8, kadınlarda %33,2 ve %31,7’dir. Bu oranlar önceki yılın aynı dönemi için sırasıyla erkeklerde %50,5 ve %48,6, kadınlarda %30,0 ve %28,0’dir.

İnternet kullanan beş bireyden üçü her gün İnternet kullanıyor
Son üç ay içerisinde (Ocak-Mart 2010) bireylerin %39,1’i bilgisayar, %37,6’sı İnternet kullanmıştır. Bilgisayar kullanan bireylerin %60,8’i bilgisayarı, İnternet kullanan bireylerin %59,3’ü ise İnterneti hemen hemen her gün kullanmıştır.

Bilgisayar ve İnternet kullanımında ev ilk sırada
Bilgisayar kullanılan yerler; %70 ile ev, %31,3 ile işyeri, %17,5 ile İnternet kafe,  İnternet kullanılan yerler ise; %62,8 ile ev, %31,6 ile işyeri, %20 ile İnternet kafe olarak sıralanmaktadır.
Bilgisayar ve İnternet kullanım oranlarının en yüksek olduğu yaş grubu 16-24 yaş grubudur. Bu oranlar tüm yaş gruplarında erkeklerde daha yüksektir. Eğitim durumuna göre en yüksek bilgisayar ve İnternet kullanım oranı yüksekokul, fakülte ve üstü mezunlarındadır.

İşverenler bilgisayar ve İnternet kullanımında önde
İşgücü durumu dikkate alındığında, işverenlerde bilgisayar ve İnternet kullanım oranları sırasıyla %69,2 ve %67,8 iken, ücretli ve maaşlı çalışanlarda %62,6 ve %60,5’dir. Aynı oranlar işsizlerde sırasıyla  %50 ve %48,2’dir.

İnternet en çok e-posta için kullanılıyor
Son üç ay içerisinde İnternet kullanan bireylerin %72,8’i e-posta göndermek-almak, %64,2’i sohbet odalarına, haber gruplarına veya çevrimiçi tartışma forumlarına mesaj göndermek, anlık ileti göndermek, %58,8’i haber, gazete ya da dergi okumak, haber indirmek, %55,7’si mal ve hizmetler hakkında bilgi aramak, %51,2’si oyun, müzik, film, görüntü indirmek ya da oynatmak için İnterneti kullanmıştır.

Giyim ve spor malzemelerini İnternet üzerinden alıyoruz
İnternet kullanan bireylerin kişisel kullanım amacıyla İnternet üzerinden mal veya hizmet siparişi verme ya da satın alma oranı %15’dir. Sipariş verme ya da satın alışın en son yapıldığı zamana göre % 9,0’ı son üç ay içerisinde, %3,6’sı üç ay ile bir yıl arasında, %2,5’i ise bir yıldan uzun süre önce gerçekleştirilmiştir. İnternet kullanan bireylerin %85,0’ı ise İnternet üzerinden hiç mal veya hizmet siparişi vermemiş ya da satın almamıştır.
Son 12 ayda (Nisan 2009-Mart 2010) İnternet üzerinden mal veya hizmet siparişi veren ya da satın alan bireyler  %24,3 oranı ile en fazla giyim ve spor malzemeleri almışlardır. Bunu %23,8 ile elektronik araçlar, %19,3 ile ev eşyası, %15,2 ile seyahat bileti alma, araç kiralama, %13,3 ile gıda maddeleri ile günlük gereksinimler izlemektedir. Bir önceki yıl aynı dönemde elektronik araçlar  %32,2 ile (cep telefonu, kamera, TV, DVD oynatıcı v.b) ilk sırayı almıştı.

Internet kullanan iki kişiden birisi bilişim güvenliği sorunu ile karşılaştı
Son on iki ay içinde kişisel amaçla İnternet kullanan bireylerin %46,8’i güvenlik sorunu ile karşılaşmıştır. Bireylerin karşılaştığı en önemli sorunlar; %36,4 ile bilgi veya zaman kaybına neden olan virüs ya da diğer bilgisayar sorunları ve %32 ile istenmeyen e-postaların (Spam) gelmesidir.
İnternet kullanan bireylerin %58,1’i kişisel amaçla kullandığı bilgisayarını ya da verisini korumak için bir güvenlik yazılımı ya da aracı kullanmıştır.

KAYNAK:
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanımı Anketi – 2010, 18.08.2010.
http://www.socialmediatr.com/blog/tuikin-2010-yili-hanehalki-bilisim-teknolojileri-kullanim-arastirmasi-sonuclandi/

FACEBOOK’DA REKLAM VE PAZARLAMA

Facebook’da reklam ve pazarlama yazi dizisine uzun bir aradan sonra kaldigimiz yerden devam ediyoruz.
Yazi dizisinin ilk bolumunde Facebook’un sundugu reklam ve pazarlama araclarinin reklamverenler tarafindan kontrol edilen reklam ve pazarlama araclari, kullanicilar tarafindan yonlendirilen reklam ve pazarlama araclari ve piyasa analizi araclari olarak uce ayrilarak incelenmesinde fayda gordugumu belirtmis ve reklamverenler tarafindan kontrol edilen reklam ve pazarlama araclarini incelemistim.
Bugunku yazida kullanicilar tarafindan kontrol edilen reklam ve pazarlama araclari ile piyasa analizi araclarini inceleyecegiz.
KULLANICILAR TARAFINDAN YONLENDIRILEN REKLAM VE PAZARLAMA ARACLARI
1- FACEBOOK GRUPLARI (GROUPS)
Aslinda Facebook Gruplarinin kullanicilar tarafindan yonlendirilen reklam ve pazarlama araclari mi yoksa reklamverenler tarafindan kontrol edilen reklam ve pazarlama araclari mi arasinda siniflandirilacagi tartismali olabilir.  Cunku Facebook Gruplari da, Facebook Sayfalarina (Pages) benzer sekilde Facebook kullanicilarinin grup uzerinden tartismalara katilmalarina, gruba yazi, fotograf ve video yuklemelerine izin veren bir yapiya sahip. Facebook Gruplari ile Facebook Sayfalari arasindaki en onemli farklilik Facebook kullanicilarinin, Facebook Sayfalarinin hayrani (fani) olabilirken Facebook Gruplarinin uyesi olabilmeleri.
Diger taraftan, Facebook Sayfalari firmalarin/organizasyonlarin resmi temsilcileri tarafindan yaratilabilirken Facebook Gruplari Facebook uzerindeki herhangi bir kullanici tarafindan da ucretsiz olarak olusturulabiliyor. Diger bir ifadeyle Facebook Sayfalari firmalar, markalar ve unluler gibi izleyici ve hayran kitlesi buyuk organizasyonlar ve kurumlarin resmi profilleri icin tasarlanmisken Facebook Gruplari daha cok ayni ilgi ve dusunceleri paylasan daha kucuk topluluklarin bir araya gelmesi icin tasarlanmis durumda.
Facebook Sayfalari herkes tarafindan gorulebilen profiller iken Facebook’da bir Grup yarattiginiz zaman gruba Facebook uzerinde dileyen herkesin katilmasina (uye olabilmesine) izin verebileceginiz gibi, Grup uyeliginin Grup yoneticilerinin onayina bagli olmasina ya da Grubun gizli kalmasina ve sadece davet ile uyelik kabul etmesine iliskin ayarlar yapabiliyorsunuz.
Facebook Gruplarinin, Facebook Sayfalarindan diger onemli bir farkliligi, belki de eksiligi diyelim Facebook Sayfalarini ekleyeceginiz uygulamalarla (applications) zenginlestirme ve islevsel hale getirme imkaniniz varken Facebook Gruplarinin, Grup uzerinde uygulama gelistirilmesine imkan vermemesi.
Facebook Gruplarinin yoneticileri grup uyelerine topluca mesaj atarak grup uyelerini etkinlikler ve gelismeler hakkinda haberdar edebiliyorlar. Facebook’un burada 5.000 uye olarak belirledigi bir sinirlama var. Grup uye sayisi 5.000’i gectigi zaman Grup yoneticileri bu sayinin uzerindeki uyelere topluca mesaj atamiyor. Buna karsilik mesaj gonderim ozelligi Facebook Sayfalarinda bulunmuyor. Facebook Sayfa yoneticileri hayranlarina mesaj gondermek yerine yaptiklari durum guncellemelerinin hayranlarinin haber akisinda (news feed) gozukmesi suretiyle iletisim kurabiliyorlar.
Diger taraftan, Facebook gecen yildan beri Facebook kullanicilarinin profil isimlerine ozel bir kullanici adi yaratmalarina ve bunlarin Facebook profillerinin URL’sinde kullanilmasi imkanini getirdi. Facebook Sayfalari, kullanici profillerine benzer sekilde hayran sayisi belli bir sayiyi (25 kisiyi) gectigi zaman sayfa URL’lerini kisisellestirecek bir kullanici adi secebiliyorlar, ancak, Facebook Gruplarinda, gruba ozel bir kullanici adi ve buna bagli URL tanimlanmasi imkani bulunmuyor.
Yukarida belirttigimiz uzere Facebook Sayfalari ancak marka ve firmalarin resmi temsilcileri tarafindan yaratilabiliyor. Facebook’un site uzerindeki sayfalarin gerceklik kontrolunu yapan bir calisan takimi var. Facebook sayfalarinin gercek firma ya da marka adina olmadigi anlasilirsa bu sayfalar Firma’nin gercek temsilcilerinin istegi uzerine Facebook’dan kaldirilabiliyor. Buna karsilik, Facebook gruplarinin Facebook uzerinde dileyen herkes tarafindan yaratilabilmesi firma ya da markanin hizmetlerinden memnun olmayan tuketiciler tarafindan da firma ve marka hakkinda kotu soylentiler yayabilen gruplarin olusturulmasina yol acabiliyor.
Ornegin Amerikali internet servis ve kablo tv hizmeti saglayicisi ComCast firmasi hakkinda memnuniyetsiz bir tuketici tarafindan olusturulmus asagidaki grup 3.000’in uzerinde uye toplamayi basarmis ve grup duvarinda firma hakkinda bircok olumsuz elestiri var.
Facebook istatistikleri ortalama bir kullanicinin Facebook uzerinde 13 gruba uye oldugunu soyluyor. Facebook, Grup yaraticilarindan herhangi bir ucret talep etmiyor.
2- FACEBOOK SHARE (FACEBOOK PAYLASIM BUTONU)
Facebook Share herhangi bir web sitesi ya da blog uzerine eklenebilen bir paylasim butonu. Facebook Share, Turkiye’de Facebook Sayfalari ile birlikte firmalarin en cok kullandigi sosyal medya araci durumunda. Bircok web sitesinde site iceriginin Facebook’da paylasilmasina yonelik Facebook Paylasim butonunu gormeniz mumkun.
Facebook paylasim butonu herhangi bir web sitesi uzerindeki icerigi Facebook  arkadaslarimizla paylasmayi kolay hale getiriyor. Firmalar ya da web sitesi ve blog sahipleri de bu butonu web siteleri uzerinde kullanarak sitelerine Facebook uzerinden yeni ziyaretciler gelmesini sagliyorlar. Bu konuda daha once verdigimiz istatistikler Facebook’un web sitelerine trafik yaratma konusunda haber ve eglence siteleri kategorisinde Google’i bile geride biraktigini gosteriyor. Facebook’un kendi istatistikleri ise her hafta site uzerinde 5 milyardan fazla icerik  (haber, blog yazilari, web sitesi sayfalari, fotograf v.s.) paylasildigini gosteriyor.









 


Internet sitelerine Facebook Paylasim butonu eklemek icin gerekli kod Facebook tarafindan ucretsiz olarak saglaniyor. Ayrica, Facebook, paylasim butonunun kodu olusturulurken butonun sekline, paylasim istatistiklerinin gorulecegi yere iliskin ayarlar yapmaniza imkan sagliyor.
3- FACEBOOK CONNECT
Facebook Connect, Facebook’un sundugu reklam ve pazarlama araclari arasinda benim en onemlilerinden biri olarak gordugum ve Turkiye’de yeterince kullanilmadigini dusundugum bir arac. Facebook Connect en basit anlamiyla Facebook kullanicilarinin internette uyelik gerektiren sitelere uzun uyelik olusturma sureclerinden, hangi site ile uyelik surecinde hangi bilgileri paylastigi derdinden ve kullanici adi ve sifre hatirlama zahmetinden kurtararak sadece iki tiklama ile uye olabilmelerini ve giris yapabilmelerini saglayan bir arac.
Facebook Connect kullanici tarafinda bu kolayliklari sunarken Facebook Connect uygulamasini kullanan site sahiplerine ise Facebook’un 400 milyonun uzerindeki kullanici tabanindan yararlanma ve sitelerine Facebook Connect ile giris yapan uyelerin isim, fotograf, e-mail adresi ve arkadas listesi bilgilerini goruntuleme imkani sagliyor.
Diger taraftan, siteye Facebook Connect ile giris yapan kisiler soz konusu sitede yaptiklari alisveris, yorum, degerlendirme gibi etkinliklerini ve ilgili sitedeki icerigi Facebook’daki arkadaslari ile paylasarak Facebook Connect uygulamasini kullanan siteye daha fazla Facebook kullanicisini cekebiliyorlar.
Facebook Connect ucretsiz bir uygulama. Aralik 2009 tarihli istatistiklere gore Facebook Connect’i 80.000’in uzerinde web sitesi kullaniyor ve her ay 60 milyon Facebook kullanicisi Facebook Connect’i kullanarak Facebook disindaki sitelere baglaniyor. ComScore’un global olarak en cok ziyaret edilen ilk 100 web sitesi listesindeki sitelerin yarisindan fazlasi da Facebook Connect uygulamasini kullaniyor.
Facebook Connect’i kullanan siteler arasinda formspring.me, foursquare, MySpace, YouTube gibi sosyal paylasim siteleri ile Yahoo!, msn.com gibi internetin dev siteleri de yer aliyor. Turkiye’de ise Facebook Connect’in yeterince yayginlasmadigini goruyoruz. Ozellikle haberlere yorum yapmak icin uye profili olusturulmasi gereken gunluk gazetelerin web sitelerinde Facebook Connect uygulamasini kullanarak sitelerine daha cok ziyaretci cekmeleri, haberlere yorum almalari ve bu haberlerin Facebook kullanicilari arasinda yayilmasini saglamalari mumkun.
Facebook Connect uygulamasini aktivite etmek ve sitenize entegre etmek icin gerekli bilgilere Facebook’un uygulama gelistiriciler icin hazirladigi dokumantasyondan ulasabiliyorsunuz.
Bu arada Facebook’un uygulama gelistiriciler icin gecen hafta duzenledigi f8 konferansinda tanittigi yeniliklerle birlikte Facebook Connect uygulamasinin ismini de Facebook login butonu olarak degistirdigini eklemeden gecmeyelim.
Web sitelerine sosyal icerik eklemenin ilgili web sitesi ile olan kullanici etkilesimini artirmak gibi faydalarinin olmasinin yanisira Facebook Connect gibi uygulamalara kisisel bilgilerin gizliligi acisindan karsi cikanlar da var. Facebook Connect, Facebook kullanicisinin internetteki aktiviteleri hakkinda diger kullanicilari bilgilendirerek kisisel bilgilerin gizliligini tehlikeye atabiliyor. Baslangicta Facebook, Facebook Connect uygulamasini Facebook Beacon ismiyle kullanima sunmus, daha sonra Facebook Beacon’un kullanici bilgilerinin gizliligini ihlal ettigi gerekcesiyle Facebook kullanicilarindan gelen tepkiler uzerine bu urunun ismini ve ozelliklerini degistirmisti.
PIYASA ANALIZI VE DEGERLENDIRME ARACI – LEXICON
Sosyal Paylasim Siteleri uzerine olan tezimi hazirladigim sirada Facebook, belirli terim ve kelimelerin kullanici profillerinde, grup ve etkinlik duvarlarinda kac kez tekrarlandigini sayan Lexicon isimli bir urune sahipti. Ancak, Facebook Lexicon uygulamasini 08.02.2010 tarihinden itibaren kullanimdan cekti.
Artik Lexicon gibi bir uygulama bulunmasa da gecmiste Lexicon’un ne ise yaradigi hakkinda kisa bilgiler vermek gerekirse bu aracin kisaca Facebook kullanicilarinin duvarlarinda ne hakkinda konustugunu anlamaya yarayan bir arac oldugunu soyleyebiliriz. Bu anlamda Lexicon bir anlamda Google Trends’in arama kelimeleri, Twitter Trends’in de Twitter’da konusulan populer konular hakkinda sagladigi bilgileri veriyordu. Lexicon bu bilgileri saglarken sadece profil, grup ve etkinlik duvarlarinda yer alan bilgileri kullaniyor, Facebook kullanicilari arasindaki mesajlarda ve sohbetlerde (chat) bulunan ozel bilgileri kullanmiyordu.
Sirketler ucretle satin alinan Lexicon hizmeti ile bir terim hakkindaki sorguyu kendilerine gore ozellestirebiliyorlar, sonuclari kullanicilarin yasi, cinsiyeti, bulunduklari ulkeye gore siniflandirabiliyor, bir konu hakkindaki pozitif ve negatif mesajlarin yuzdesini gorebiliyor, kullanici profillerinde sik tekrarlanan kelimeleri tespit edebiliyor ve Facebook kullanicilarinin hangi populer konular hakkinda konustuklarini anlayabiliyorlardi.
Facebook’un Lexicon uygulamasini Subat ayinda sonlandirmasina benzer sekilde Facebook’un uygulama gelistiriciler icin gecen hafta duzenledigi f8 konferansinda tanitilan yeniliklerde bugune kadar FACEBOOK’DA REKLAM VE PAZARLAMA basligi altinda tanittigimiz Facebook araclarinda bazi degisiklikler ve gelistirmelere isaret etti. Ornegin Facebook Connect butonu Facebook Login butonu olarak anilmaya baslandi. Ayrica Facebook hayran sayfalarinin terminolojisi degistirilerek kullanicilarin bu sayfalarin hayrani (fani) olmasi yerine begeneni (like) olmasi saglandi. Bu yenilik ve degisiklikler oldukca kapsamli oldugu icin bunlari FACEBOOKDA REKLAM VE PAZARLAMA baslikli 3. bir yazida islemenin daha uygun olacagini dusunuyorum.
FACEBOOK’DA REKLAM VE PAZARLAMA baslikli ilk iki yazida degindigimiz Facebook araclari hakkinda yine Facebook’un sagladigi istatistiklere baktigimizda;




















Facebook Share butonu bulunan icerigi okuyan Facebook kullanicilarinin %2 ile %4 arasindaki kisminin bu icerigi Facebook’ta paylastigini,
Facebook hayran sayfalarinda paylasilan icerigin sayfa hayranlarinin %5 ile %10 arasindaki kismi tarafindan okundugunu,
Facebook Connect uygulamasini kullanan sitelerde de kayitli kullanici sayisinda %15 oraninda artis oldugunu,
ogreniyoruz. Baska bir yazida gorusmek uzere..
KAYNAKLAR:
Facebook Developer Blog, Facebook Connect: One Year Later, Ethan Beard, 09.12.2009.
Facebook Share, http://www.facebook.com/advertising/?share
Holzner, S. (2009). Facebook Marketing: Leverage Social Media To Grow Your Business. Indiana, USA. Que.
Mashable, Facebook Kills Lexicon, Focuses on Analytics for Page Admins, Samuel Axon, 09.02.2010.
Shih, C. (2009). The Facebook Era: Tapping Online Social Networks to Build Better Products, Reach New Audiences, and Sell More Stuff. Indiana, US. Prentice Hall.
http://www.socialmediatr.com/blog/facebookda-reklam-ve-pazarlama-2/

FACEBOOK NEREDEN PARA KAZANIYOR?

Facebook’u kullanicilarinin bir cogu en az bir kez bu kadar populer olan bir sosyal agin nereden para kazandigini merak etmistir. Facebook halka acik bir sirket olmadigi icin sirketin finansal verilerine ulasmak (Facebook bu verileri aciklamadigi surece) pek mumkun degil. Ancak, Facebook calisanlarindan Inside Facebook gibi bazi yurtdisi bloglara sizan haberler sirketin faaliyetlerinin finansal sonuclari hakkinda resmi olmasa da bazi verilere ulasmamiza imkan sagliyor.
Bu konuda en derli toplu verilerden biri 18 Mayista Business Insider‘da yayimlanan bir yazida yer aliyor. Business Insider’daki veriler de Fortune dergisi editoru David Kirkpatrick’in yakinda piyasaya cikacak olan The Facebook Effect isimli kitabindan alintilanmis.
Adi gecen Fortune editorunun verdigi ve Mart 2010 ayinda Inside Facebook’da yayimlanan rakamlarla tutarli olan verilere gore Facebook’un 2008 yilinda 300 milyon USD seviyesinde olan gelirleri (hasilati), 2009 yilinda 500 milyon USD’ye ulasti. Sirketin 2010 yilinda 800 milyon USD seviyesinde bir hasilat yaratmasi bekleniyor.
Peki 2009 yilinda elde edilen bu 500 milyon USD’lik hasilat (gelir) nereden geliyor?
Bu rakamin 250 ila 300 milyon USD arasindaki bir kismi Facebook ekraninin sag tarafinda gorulen ve asagida ornek olarak verdigim Facebook reklamlarindan geliyor.
 
Facebook’un “Engagement Ads” olarak adlandirdigi ve kullanicilarin reklamla etkilesime gecmesini bekleyen interaktif Facebook reklamlari ise bu 500 milyon USD’lik hasilatin 100 milyon USD’lik kismini olusturuyor. Bu interaktif reklamlara bir ornek asagida yer aliyor:
 
Microsoft’un 2007 yilinda Facebook’tan hisse satin alirken yaptigi anlasma geregince Microsoft, Facebook uzerinde reklam satiyor. Microsoft bu reklamlar icin 2009 yilinda Facebook’a 50 milyon USD odedi.
Son olarak Facebook kullanicilarinin 2009 yilinda Facebook uzerinden arkadaslarina gonderdikleri sanal hediyeler ve sanal urunler icin Facebook’a 30 ile 50 milyon USD arasinda bir tutar odedikleri tahmin ediliyor.
Goruldugu gibi modern zamanlarin populer sosyal agi Facebook’un gelir modeli Google’a benzer sekilde reklam uzerine kurulmus sekilde isliyor. Facebook’un reklam gelirleri toplam hasilati icinde 2009 yili icin %90 gibi yuksek bir pay teskil ediyor. Bu da sosyal medyanin da geleneksel medyanin yaptigi gibi reklam gelirleri uzerinden beslendigini gosteriyor.
KAYNAK:
Business Insider, How Does Facebook Make Money, Nicholas Carlson, 18 Mayis 2010.
http://www.socialmediatr.com/blog/facebook-nereden-para-kazaniyor/

FACEBOOK ÜYE SAYILARI – AĞUSTOS 2010

Facebook kurucusu Mark Zuckerberg geçtiğimiz ay Facebook’un resmi blogunda yayımladığı bir yazı ile popüler sosyal paylaşım sitesinin 500 milyon kullanıcı tarafından aktif olarak kullanıldığını açıklamıştı. Bugüne kadar hiçbir sosyal paylaşım sitesinin bu ölçüde bir kullanıcıya erişememesi bir yana açıklanan kullanıcı sayısının aktif olarak Facebook’u kullanan üyelere ilişkin olması Facebook için ayrı bir başarı.  Facebook üye sayısını hız kesmeden artırmaya devam ederken bazı yurtdışı bloglarda Facebook’un büyümesinin aynı hızla devam edemeyeceği, Facebook üye potansiyelinin bazı ülkeler için sınıra dayandığı  ve doygunluğa ulaştığı yönünde görüşler de paylaşılmaya başlandı. Türkiye de Facebook üye sayısının sınıra dayandığı ve doygunluğa ulaştığı ülkelerden biri haline gelmekte.
Aşağıda Facebook’ta en çok üyesi bulunan ilk 25 ülkeye ilişkin en güncel (20 Ağustos 2010 tarihli) istatistikler yer alıyor. Facebook üye sayısında Amerika yaklaşık 133 milyon üye sayısı ile ilk sırada yer alırken, Amerika’yı yaklaşık 28 milyon üye sayısı ile İngiltere takip ediyor. Daha önce birçok yurtiçi ve yurtdışı blogda yer aldığı gibi Türkiye halen Facebook’da en çok üyesi olan 4 üncü ülke konumunda. Yakın zamana kadar bu sıralamada 3 üncü sırada iken Endonezya tarafından bir alt basamağa itilmiş durumdayız.
Türkiye’nin Facebook’daki üye sayısı 20 Ağustos 2010 itibarıyla tam olarak 23.516.140 kişi. Facebook reklamlarinin hedef kitle secme araci Turkiye’den olan kullanicilari yas gruplari ve cinsiyetlerine gore ayrimladigimizda sonuclari yaklasik 116.380 kisi farkla 23.632.520 kisi olarak raporlasa da, Turk uyelerin yas grubu ve cinsiyet dagilimi hakkinda bilgi edinmemizi sagliyor. Buna gore Facebook’ta, Turkiye’den %32,82 orani ile en cok 18 ve 24 yas arasindaki kullanicilar bulunurken, Turkiye’den olan kullanicilarin %36′sinin kadin, %64′unun erkek oldugunu goruyoruz. Dagilimda ozellikle 45 yas ve ustu kullanicilarin %5,35 orani ile en az uyesi bulunan yas grubu oldugunu goruyoruz.
Asagidaki tabloda da Facebook uye sayilarinin ilk 25 ulke itibariyla 1 Temmuz tarihleri itibariyla son 3 yillik karsilastirmali istatistikleri ve buyume oranlari veriliyor. Turkiye’nin Facebook’daki uye sayisi son 2 yilda %551, son 1 yillik donemde %82 artis gostermis durumda. Listenin 3 uncu sirasinda yer alan Endonezya’nin uye sayisinda ise ayni donemlerde sirasiyla %12.254 ve %299 gibi rekor buyume oranlari goruluyor. Facebook’un ilk 25 ulke itibariyla uye sayilarinin dagilimina ve buyume oranlarina bakildiginda ise populer sosyal paylasim sitesinin listenin alt siralarinda yer alan Hindistan, Brezilya ve Arjantin gibi sosyal paylasim sitesi Orkut’un hakim oldugu yogun nufuslu ulkelerde buyume icin hala oldukca buyuk bir potansiyelinin bulundugu, listenin ust siralarinda yer alan Turkiye ve Endonezya gibi ulkelerde ise Facebook penetrasyonun %80′in uzerine cikarak ilgili ulkelerin internet kullanici sayisi sinirina yaklasmakta oldugu goruluyor. Ornegin Turkiye icin Facebook kullanici sayisinin onumuzdeki 1 yillik donemin sonunda 27 – 28 milyon gibi bir seviyeye gelmesi beklenebilecek olsa da bu rakamlarin uzerindeki bir buyumenin ulkemizde toplam internet kullanicisi sayisindaki artisa bagli oldugunu iddia etmek yanlis olmaz.























Peki Facebook’daki Türk üyelerin ne kadarı aylık bazda aktif? Bu sorunun cevabı da Pingdom isimli şirketin Google Ad Planner verilerini kullanarak Ağustos 2010 ayı için yaptığı çalışmadan geliyor. Google Ad Planner verileri Facebook.com adresinin aylik ziyaretci sayisinin toplamda 550 milyon oldugunu raporluyor. Bu rakam Facebook’un aktif kullanici sayisi olan 500 milyon seviyesinin %10 uzerinde. Ancak, Facebook.com adresinin tum ziyaretcilerinin bir Facebook adresine ihtiyaci olmadigi ve arama motorlari uzerinde sahis isimleri ile yapilan aramalarda ilk ulasilan sonuclarin varsa ilgili sahislarin Facebook profillerine ait oldugu goz onune alindiginda Facebook.com adresine arama motorlari uzerinden gelen trafigin ziyaretci sayisini artirmis olabilecegi akla geliyor. ComScore’un Mayis 2010 tarihli bir raporunda da Facebook.com adresinin Amerika’da aylik tekil ziyaretci sayisinin 130 milyon olarak verilmesi ve bu rakamin asagidaki grafikte yer alan veri ile tutarli olmasi da Facebook.com adresinin ziyaretci sayisi icin Google Ad Planner verilerine guvenebilecegimizi gosteriyor.
Yukaridaki ziyaretci sayisi verilerine baktigimizda Facebook’ta yaklasik 23,5 milyon uye sayisi ile 4 uncu sirada yer alan Turkiye’nin, Facebook.com adresine ziyaret sayisi bakimindan ise aylik 16 milyon ziyaretci sayisi ile 9 uncu sirada kaldigi goruluyor. Bu da bize Facebook’taki Turkiye kaynakli uye profillerinin yaklasik ucte birinin aylik bazda aktif olmadigini gosteriyor. Bu aktivite orani da Facebook’un, Turkiye’de uye sayisinin sinirina yaklasmasi ile birlikte genel olarak internette aktif olmayan kullanicilarin (ornegin ust yas gruplarindaki kullanicilar) siteye katilmaya basladigini ve bunun da Turkiye icin aktivite oranlarini dusurdugunu gosteriyor olabilir.
YARARLANILAN KAYNAKLAR:
Facebook, Advertising, 20/08/2010.
Royal Pingdom Blog, The Top Countries on Facebook (Chart), 12/08/2010.
The Facebook Blog, 500 Million Stories, Mark Zuckerberg, 21/07/2010.