29 Aralık 2010 Çarşamba

Verimli Yatırım, Ekonomik Kar | Greenpeace Akdeniz

Verimli Yatırım, Ekonomik Kar

Doğal ve ekonomik kaynaklarımız sınırlı. Yaşanan küresel ekonomik ve çevresel krizde, enerji üretimi için yapılan yatırımların uzun vadeli olmaları, verimli sonuçlar vermeleri, teknolojilerinin gelişmeye açık ve temiz olmaları beklenir. Bu durumda yakıtı tükenmekte olan eski teknoloji ürünü, geleceği olmayan ve her yıl giderek sayıları azalan nükleer santrallere yatırım yapmak karlı mı?

Yıllara göre yeni nükleer gücün şebekeye bağlanması:

Kaynak: PRIS.IAEA Power Reactor Informaton System Database, Şubat 2007

23 yıl olan bir nükleer santralin inşasının ortalama 10 yıl sürmesi ekonomik açıdan riskli.

Şimdiye kadar hiçbir nükleer santral kredi alımı ve teşviksiz inşa edilemedi ve işletilemedi. Bir nükleer santralin kurulması ve enerji üretmesi çok pahalı olduğundan hükümetler şirketlere üretilen enerjiyi belli bir süre satın alma garantisi vermek zorunda kalıyorlar. Bu durumda ortaya çıkan tüm maliyet ve üretim dalgalanmalarının masrafı, üretilen enerjiyi kullanmasalar bile vergi mükelleflerinin sırtına biniyor.

Her yıl üretilen ve imha edilemeyen tonlarca nükleer atıktan kurtulma masrafları, Çernobil gibi yüzbinlerce insanın ölümüne sebep olan kaza riskleri, kısa ömrünün sonunda ortaya çıkan yüksek söküm masrafları ve düşük istihdam kapasitesiyle ekonomik ve çevresel açıdan nükleer enerji karlı bir yatırım değil.

Mevcut nükleer santrallerin kapasitelerinin 4 kat artırılabilmesi için 6 ila 10 trilyon dolar yatırım yapılması gerekiyor. Bu yatırımların yenilenebilir enerjilere yapılması hem dünya, hem de ülke ekonomileri açısından daha karlı çünkü yatırılan bir dolar karşılığında yenilenebilir enerjilerden nükleer enerjiye oranla 8 kat daha fazla verim elde ediliyor. Bu durumda 6 ila 10 trilyon dolar yenilenebilir enerjiye yatırıldığında mevcut nükleer enerji kapasitesinden 24 kat daha fazla üretim yapılmış olacak.

Yenilenebilir enerji bozulmaya daha dayanıklı ve değişen koşullara daha çabuk adapte oluyor. Yenilenebilir enerji kaynakları sürekli yeniden üretildiğinden tükenme riski yok. Ayrıca atıkları olmadığı için atık imha maliyeti de yok. Yenilenebilir enerjilerin yakıt masrafı olmadığı için 2030'a kadar toplam 18.7 trilyon dolar kar edilmiş olacak. Bu miktardaki para yenilenebilir enerji sistemine yatırıldığında 2030'a kadar başka hiçbir bir maliyet olmadan elektrik üretimi sağlanabilir.

İçinde bulunduğumuz ekonomik krizin ulusal ekonomilere en büyük etkilerinden birisi de artan işsizlik oranları. Yenilenebilir enerji sektörü diğer tüm enerji sektörlerine kıyasla en fazla istihdam yaratan sektör. Nükleer enerji 1 Milyon US Dolar'lık yatırım karşılığında 3 kişilik istihdam yaratıyor. Oysa yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji verimliliği aynı miktar yatırımla 4 ile 5 kat arasında bir miktar kadar daha fazla tam zamanlı istihdam sağlıyor.

Alternatif enerji kaynaklarının yarattığı istihdam miktarı: $1 milyon atırım karşılığı yaratılan istihdam

Enerji Kaynağı $1 milyon yatırım karşılığı yaratılan doğrudan istihdam.
(# iş)
$1 milyon yatırım karşılığı yaratılan dolaylı istihdam.
(# iş)
$1 milyon yatırım karşılığı yaratılan toplam istihdam.
(# iş)
Petrole göre yaratılan istihdam.
(% fark)
Fosil Yakıtlar
Petrol ve Doğalgaz 0.8 2.5 3.4 --
Kömür 2.0 2.8 4.8 +41.1%
Nükleer
Nükleer 1.3 1.6 2.9 -14.7%
Verimlilik
Bina İyileştirme 7.7 5.1 12.8 +276.5%
Toplu Taşıma 12.1 4.2 16.3 +379.4%
Yenilenebilirler
Rüzgar 5.6 4.8 10.4 +205.9%
Güneş 5.9 4.5 10.4 +291.2%
Biyokütle 8.0 4.3 12.3 +205.9%

Kaynak: Tablo, Polllin, Robert ve Heidi Garrett-Peltieras’ın Massachusetts Üniversitesi Politik Ekonomi Araştırma Enstitüsü ve Amerikan Gelişim Merkezi tarafından çıkartılan, “Green Recovery: A Program to Create Good Jobs & Start Building a Low-Carbon Economy.” Eylül, 2008, raporundan alınmıştır.

İklim Değişikliği | Greenpeace Akdeniz

İklim Değişikliği

Mevcut enerji ihtiyacının halen büyük bir bölümü petrol, kömür ve doğal gaz gibi fosil yakıtlardan elde ediliyor. Yanma sırasında yoğun miktarlarda karbon gazı salınıyor. Karbon, gelen güneş ışınlarını tutarak atmosferin ısınmasına sebep oluyor.

Bu ısınma sonucu dünyanın genel ısısı artıyor ve iklim dengeleri bozulmaya başlıyor. 2 derecelik artışta bile dünyadaki yaşam dengeleri felaket boyutunda değiştiğinden, dünyanın daha fazla ısınmasını engellemek gerek. Bunun için karbon salımları büyük oranlarda azalmalı.

Nükleer enerji karbon salımını azaltmıyor ve iklim değişikliğini engellemeye giden yolu tıkıyor. Sadece elektrik üretimi için kullanıldığından ısınma, soğutma ve ulaşım ihtiyaçları için fosil yakıtlar kullanılmaya devam ediyor.

2030'da nükleer santrallerin kapasitesi iki katına çıkartılsa bile karbon salımını engellemede pek etkili olmayacak çünkü genel salım miktarını sadece %5 oranında azaltabilecek.

Buna ek olarak santrallerin ürettiği radyoaktif atıklar imha edilemediğinden, her yıl 10.000 ton artarak yığılmaya devam edecek.

Enerji ihtiyacı için yenilenebilir enerji kullanılırsa 2020 yılına gelindiğinde karbon salım miktarları 1990 yılı salım miktarının %30 altına çekilebilir. Yatırılan bir dolar karşılığında yenilenebilir enerji nükleer enerjiden 7 kat daha az karbon salınmasını sağlar. Eğer tüm enerji ihtiyacı yenilenebilir enerjilerden karşılanırsa 2080 yılına gelindiğinde karbon salımları günümüzdeki salım miktarından %60 daha az olacak.

Meksika Körfezi’nde eylemciler petrol platformunu işgal etti | Greenpeace Akdeniz

Meksika Körfezi’nde eylemciler petrol platformunu işgal etti

Dün, dört Greenpeace eylemcisi, Meksika’nın Veracruz eyaleti açıklarındaki “Centenario” petrol platformunu işgal etti. Platformda 39 metre yüksekliğe tırmanan eylemciler derin denizlerde petrol aranmasına bir son verilmesini istedi. Greenpeace eylemcileri, Meksika’nın Veracruz eyaleti açıklarındaki “Centenario” petrol platformunu işgal etti

Eylemcilerin işgal ettiği platform PEMEX tarafından kiralanmış durumda ve şu anda jeofizik ve jeoteknik araştırmalar gerçekleştirdiği gibi derin denizlerde petrol arama teknolojilerini de deniyor. 2010 sonu ya da 2011 başına dek bu platforma bir yenisinin daha (Bicentenario) eşlik etmesi planlanıyor.

Bu yıl Nisan ayında patlayan BP'ye ait Deepwater Horizon petrol platformu derin denizlerde petrol aramanın tehlikelerini açıkça gözler önüne sermişti. Ancak yaşanan felakete ve yaban hayatı için oluşan tehditlere rağmen Meksika Körfezi'nde petrol aramalarına bir yasak gelmedi ve petrol bağımlılığımızı tatmin etme çabası aynı hızda devam etti.

Temiz enerji geleceği hükümetlerin elinde

Eğer BP Deepwater Horizon'dakine benzer bir felaket daha gerçekleşirse Meksika Körfezi kıyıları, Körfez sularında yaşayan balinalar, yunuslar ve diğer canlılar daha da büyük bir tehdit altına girecek. Oysa bunların hiçbirinin yaşanması gerekmiyor. Artık Enerji [D]evrimi'ni başlatarak, fosil yakıtlara verilen desteği sona erdirerek, temiz enerjilere verilen desteği artırıp güçlü politikalar geliştirerek petrole olan bağımlılığımızdan kurtulabiliriz. Tüm bunlar için gereken tek şey, bunu yapacak siyasi irade.

Cancun'da gerçekleşecek olan BM İklim Zirvesi'nin başlamasına bir haftadan az bir süre kalmışken politikacılar iklim değişikliği ile mücadele etmek için yenilenebilir enerjilere daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin farkına varmalılar. Dünya için bir temiz enerji geleceği hazırlamak hükümetlerin elinde.

Petrol aramaları sadece Meksika Körfezi'nde gerçekleşmiyor. Dünyanın pek çok denizinde derinlerde petrol arandığı gibi Karadeniz'de de bir petrol platformu bulunuyor. Petrole tanınan bu ayrıcalıklara "dur" demenin zamanı geldi. Ne Karadeniz, ne Kuzey Buz Denizi, ne de Akdeniz. Hükümetler, petrolü değil petrol tüketimini azaltacak teknolojileri teşvik etmeli.

Not: Şu anda eylemciler güvenle Artic Sunrise gemisine dönmüş durumda.