2 Ocak 2011 Pazar

Marmaray tünelleri nasıl inşaa edildi?


Kısa bir süre sonra İstanbul hayatının bir parçası olacak olan Marmaray projesinin en ilgi çekici bölümü şüphesiz deniz altından geçecek tüneli. Tünelin inşaası ise gerçekten bir mühendislik harikası. Aşağıdaki vidyoda, basamak basamak, zeminin hazırlanması, malzemenin taşınması ve bunun gibi aşamalar gösterilmiştir.
Kaynak;http://bilgidenizi.com/

Bizans döneminde İstanbul nasıldı?

istanbul eski

Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.
İstanbul Bizans döneminde, bugün tarihi yarımada diye bildiğimiz bölge üzerine kurulmuş durumdaydı. Bunun dışında Haliç’in karşı yakasına, tarihi adıyla Pera’ya, yani bugün Karaköy – Galata ismiyle bildiğimiz bölgeye de küçük bir yerleşim kurulmuş durumdaydı. Surlarla çevrili tarihi yarımadanın içinde bugüne dek tamamen korunamamış saray, hipodrom dışında, bugüne dek korunmuş ve Osmanlı devrinde de kendine yer bulmuş Yerebatan Sarnıcı gibi şehir hayatını etkileyen yapılar, Ayasofya gibi kiliseler ve yaklaşık 300bin ile 1 milyon arasında değişen bir nüfusu barındıran şehirleşme görülmekteydi.
Bunun dışında seyrek de olsa, Kadıköy ve Üsküdar’da ve Boğaz’daki bazı yerlerde de yerleşim bulunmaktaydı ancak sözgelimi İstinye, Tarabya gibi yerlerdeki yerleşimler bugünkü İstanbul ile karşılaştırılamayacak kadar seyrekti. Esasen o zamanlar şehirden bahsettiğinizde sadece yukarıdaki haritadaki alanlar anlaşılırdı desek, yanlış bir çıkarım olmaz.
Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz. Bir sanatçı tarafından hazırlanmış bir illüstrasyondur.(Kaynak: Wikipedia; http://bilgidenizi.com/)

Birinci Dünya Savaşı’nda Süveyş Kanalı cephesinde neler yaşandı?

Osmanlı İmparatorluğu orduları Birinci Dünya Savaşı mücadelesinde birçok cephede İngiltere, Fransa, İtalya ve Rus ordularıyla ve bunların ikincil müttefikleriyle savaştı. Bu cephelerden en kritiklerinden ve en az bilinenlerinden birisi Süveyş Kanalı Cephesi’dir.
Osmanlı orduları Süveyş kanalında Britanya ve Britanya’nın sömürgesi durumunda bulunan müttefik ordularla savaştı. İki taaruza bölünerek incelenmesi gereken bu savaşlar sonucunda ağır kayıplar yaşayan ordu geri çekilmek zorunda kaldı ki bu durum Osmanlı’nın savaştan çekilmesine varacak sürecin başlangıcıydı. Osmanlı Ordusuna yardımcı olarak Alman birlikleri de Britanya ordularıyla doğrudan ya da dolaylı çatıştı.
Deve çöl taaruzunda at yerine kullanılmıştır.
Birinci Kanal Harekatı (28 Ocak – 3 Şubat 1915)
1915 yılının Şubat ayında başlayan taaruzun temel amaçları, eski bir Osmanlı toprağı olan Mısır’ın tekrar ele geçirilmesi ve kritik bir noktada bulunan Süveyş kanalının zaptı ile Britanya asker sevkiyatlarına darbe vurulmasıydı.
20 bin kişilik kuvvet ile bölgeye saldıran Osmanlı birlikleri Cemal Paşa yönetiminde hareket ederken, Britanya Ordusu’nun komutasında John Maxwell ve emrinde 30bin asker bulunmaktaydı. Sefer oldukça çetin şartlarda, Sinai çölünün geçilmesiyle gerçekleşti. Alman ordusu Osmanlı ordusunun taaruzu sırasında bombardıman desteğiyle taaruza destek verdi. Sonuç Osmanlı ordusu için pek iç açıcı olmadı. Britanya ordusu 22 kayıp verirken, Osmanlı ordusunun kayıpları ve esir düşen askerleri 1500ü geçiyordu.
Osmanlı Ordusu, ikinci bir taaruza hazırlanmak için geri çekilirken, sanıldığı gibi bir Arap ayaklanması olmayacağı da anlaşılmış oldu.
İkinci Kanal Harekatı (3-5 Ağustos 1916)
Bu harekatın amacı ilkiyle aynıydı. İlk taaruzda Cemal Paşa ile birlikte orduyu yöneten Alman general Kressenstein bu sefer dördüncü orduyu tek başına yöneterek saldırıya geçti. 18bin kişilk bir kuvvetle ilerleyen Osmanlı ordusunun askerlerinin yarısı ya şehit düştü ya da esir alındı. Osmanlı Ordusu’na karşı defansif davranmayıp saldıran Britanya Kuvvetleri 1100 kayıpla Osmanlı Ordusu’nun Sinai çölüne kadar çekilmesine sebep oldu.


Taaruz Süveyş Kanalı’na 30 kilometre uzaklıktaki stratejik Romani şehrine doğru olduğundan yabancı kaynaklar bu savaşı “Battle of Romani” (Romani Savaşı, Harekatı) olarak adlandırırlar.
Sonuç
Osmanlı Ordusu önce El Ariş’e sonra da Refah ve Gazze’ye çekildiler. Refah’da Osmanlı kayıplarıyla sonuçlanan bir çatışma daha yaşandı. Tüm çatışmalar Britanya Ordusu’nun galibiyetiyle sonuçlanınca sırasıyla 1inci, 2inci ve 3üncü Gazze çatışmalarında yaşanan ağır yenilgiler sonucunda Osmanlı Ordusu 1917′de Kudüs’e kadar çekilmek zorunda kaldı. Kudüs’deki çatışmalarda ordu yaklaşık 20bin kayıp vermiştir ve Suriye içlerine doğru çekilmeye devam etmiştir. 1918′deki Nablus Hezimeti  olarak da bilinen savaş ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu Ortadoğu’daki hakimiyetini tamamen kaybettiği bir sürece girmiş ve Britanya önderliğindeki kuvvetlere teslim olmuştur.
Kaynak;
http://bilgidenizi.com/